Balkanlar ve Türkiye...

 

Her ne kadar son yıllarda Türk dış politikası, küresel dengelerle birlikte Ortadoğu üzerinde yoğunlaşsa da Özellikle son 10 yıldır Balkanlarla ilgili çok önemli çalışmalar yapılmıştır. Resmi kurumlar ve sivil toplum kuruluşlarının sayısı gün geçtikçe artmış, bu vesile ile bölgede sosyal, kültürel, tarihi çalışmalarla beraber, eğitim çalışmaları da önem kazanmaya başlamıştır. Bölgede faaliyet gösteren resmi kurumlar; TİKA, YTB, Yunus Emre Enstitüsü ile Ziraat Bankası ve Halk Bankası gibi devlet bankalarımız, AA, TRT gibi devlet yayın organlarımız ve belediyelerimizdir. Ayrıca Bölgede birçok sivil toplum kuruluşumuz çeşitli sahalarda faaliyetlerini dönemsel ve sürekli olarak sürdürüyor. Balkanlarla ilgili faaliyetlerimizde en önemli sorun; tek bir stratejinin olmaması ve bu strateji doğrultusunda gerekli koordinasyonun sağlanamamasıdır.

Amerika, Rusya ve bazı Avrupa ülkelerinin siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel faaliyetleri, Balkanlar’da özellikle Müslüman nüfus üzerinde siyasi ve sosyal baskı oluşturmaktadır. Bölgede, Amerikan Büyükelçilerinin seçimlere müdahale edebildiği, Almanya’nın, ülkelerin hukuk sistemlerine, yasalarına varana kadar etkide bulunabildiği gerçeğini göz ardı etmemek gerekiyor. Rusya’nın Bulgaristan ve Sırbistan, İran’ın ise Balkan ülkelerinde etkinlik ve faaliyetlerinin Batı ve Doğu’nun güçlü ülkelerinin sahadaki varlığı ve ciddi bir rekabet ortamını unutmamak gerekir.

Türkiye’nin de bölgede etkisini arttırmak için siyasi faaliyetlerle beraber eğitim faaliyetlerine de daha çok ve samimiyetle önem vermesi gerekmektedir. Lobicilik faaliyetleri ile birlikte YTB ve kısa bir süre önce kurulan Maarif Vakfı vesilesi ile yetiştirilecek insan kaynağı ileride Türkiye lehinde Balkanlar’da faaliyet gösterecek hale getirilmelidir.

Geçmişte bazı bürokratlarımız bölgede milli reflekslerle ileriye yönelik çalışmalar yapmadıkları için yapılacak hizmetlerin önüne geçilmiştir. Ayrıca başta TİKA personeli olmak üzere bölgede çalışacak bürokratların özellikle ülkemizde yaşayan Balkan kökenli insanlardan müteşekkil olması her anlamda verimi ve başarıyı artıracaktır.

 

Bölgede görevlendirilecek kamu diplomasisi personelinin bölgeye gitmeden önce bölgenin tarihi, siyasi ve kültürel açıdan iyi bilgilendirilmesi gerekmektedir. Balkanlar’da ofisleri olan AA ve TRT ile koordinasyon sağlanmalı, ayrıca bu yönde özel ve daha profesyonel bir çalışma yapılmalıdır. Balkanlar’da görüntülü, basılı ve sosyal medyanın bütün kanalları aktif şekilde kullanılmalıdır. Hatta Balkan ülkelerinde özel sektör kanalıyla TV’ler, gazeteler alınarak Türkiye lehinde propaganda yapmak amacıyla kullanılmalıdır.

Birlikte hareket ettiğimiz, desteklediğimiz siyasi partiler, birçok sivil toplum kuruluşları ve oluşumların Ülkemiz lehindeki çalışmaları yetersiz ve dolayısıyla başarısızdır. Bölgedeki geçmiş ve güncel siyasi durumlarla ilgili daha objektif bilgiler alınarak hareket edilmeli. Bölgeyi iyi bilen ve ideolojik insanların yönlendirmeleri ile istediğimiz kitleyi temsil eden yeni siyasi aktörlerle de ortaklıklar yapılmalıdır. Özellikle Arnavutluk, Kosova ve Makedonya’da Arnavut nüfusunun yoğunluğu dikkate alınarak yatırımlar yapılmalıdır.

Bölgede faaliyetler yapılırken sadece Türklerin yaşadığı bölgeler değil, Arnavut nüfusunun yoğun olduğu bölgeler de dikkate alınmalıdır. Temsilcilerimiz bir alanda çalışırken oranın sosyal ve demografik yapısı ile beraber farklı faktörleri de dikkate alarak hareket etmelidirler. Bu kapsamda Balkanlar’da iyi değerlendirilmesi halinde lehimize, ancak ihmal edilmesi halinde aleyhimize dönebilecek bir çok unsur bulunmaktadır.

Bu sebeplerle Balkanlar’daki tarihsel ve güçlü potansiyel varlığımızın her alanda ve anlamda daha ciddi, samimi ve kararlı bir stratejik işbirliği motivasyonuna ihtiyacı vardır.

 

 

Copyright © 2019 Dünbalfed | Designed by Zafer Günay