Balkanlar 'da Ekonomik Konsorsiyum...

 

BALKANLAR’DA EKONOMİK KONSORSİYUM VE BÖLGESEL İŞBİRLİĞİNİN ÖNEMİ

 

Kapitalizm yapısı gereği bazen döngüsel krizler yaşar. Kapitalist Kriz, bilindiği üzere kâr oranlarının düşmesi ve sermaye birikiminin yavaşlaması veya durması durumudur. Krizi atlatabilmek için ekonomik, politik ve sosyo-kültürel alanlarda yeniden yapılanmalar gerçekleştirilir. Yeniden yapılanmalar genelde merkez kapitalist ülkelerde başlatılır. Bu merkez kapitalist ülkeler tarafından yönetilir ve çevre kapitalist ülkelere doğru yaygınlaştırılır. Dünyada meydana gelen ilk büyük kriz 1929’da oldu. İkincisi ise 1970-1982 olarak uzun dalgalı kriz oldu. Merkez kapitalist ülkelerde başlayan bu kriz kısa bir sürede diğer çevre kapitalist ülkelere yayıldı. Krizi atlatmak için merkez kapitalist ülkelerde neoliberal ekonomik Politikalar geliştirilerek devreye girdi. Bu Politikalar 1980 sonrasında merkezden çevre ülkelere doğru yaygınlaştırıldı. Neoliberal politikalar üzerinden dünya kapitalist sisteminin yeniden yapılandırılması sürecinde IMF, Dünya Bankası ve NATO belirleyici rol üstlendi. Yugoslavya’da sosyalizmden kapitalist sisteme geçiş 1980’lerin başında, diğer 3 sosyalist ülkede ise (Arnavutluk, Bulgaristan ve Romanya) 1990’ların başında başlatıldı. Neoliberal Politikalar bu ülkelerin kapitalist düzene ve dünya kapitalist sistemine geçişine önayak oldu.

 

DÜNYA KAPİTALİST SİSTEMİNE ENTEGRASYON

 

ABD ve AB Balkan’larda kapitalizmin yapılandırılması ve akabinde Balkan coğrafyasının dünya kapitalist sistemine entegrasyonu konusunda yoğun çaba harcadılar. Bu çalışmalarda Dünya Bankası, IMF ve NATO kullanıldı. ABD’nin Balkanlar’a ve Yugoslavya’ya yönelik oluşturduğu stratejik amacının asıl nedeni Balkanlar’ı serbest piyasa sistemine katmaktı. Ve 20 yıllık bir dönem içinde Balkan’lar kapitalizme geçiş yaptı. Kapitalizme geçiş ve kapitalist dünya sistemine entegrasyonun ardından Yugoslavya dağıldı. Bu dağılma ile ( Slovenya, Hırvatistan, Makedonya, Bosna-Hersek, Sırbistan, Karadağ, Kosova) ile Arnavutluk, Bulgaristan ve Romanya dünya kapitalist sistemine çevre kapitalist ülkeler olarak entegre oldular. Yani bu ülkeler başta ABD olmak üzere Batı Avrupa ülkelerine bağımlı yeni bir çevreyi meydana getirdiler. Romanya, Bulgaristan ve Slovenya’nın AB’ye katılımı ile entegrasyon süreci hız kazandı. Bu entegrasyon süreci ilerledikçe Balkan coğrafyası arka bahçeye dönüşüyor. Arka bahçe Batı ülkelerine ucuz ekmek gücü, ucuz üretim araçları ve yeni piyasa sağlıyor. Tabii ekonomi ile başlayan bu süreçte Batı ülkeleri ile ABD bu coğrafyaya aynı zamanda askeri ve sosyo-kültürel olarakta yerleşiyor. Bu nedenlerden dolayı da; Balkan ülkelerinin AB’ye entegrasyonu süreci bölgedeki problemleri çözmüyor, çözmekte yetersiz kalıyor. AB entegrasyon süreci göz ardı edilmeden, Bu coğrafyadaki ülkeler arasında her anlamda oluşturulacak işbirliğine büyük ihtiyaç duyuluyor. Bu işbirliği Balkan Devletleri ve halkları arasında başta ekonomik olmak üzere, sosyal, kültürel, ve politik düzeylerde geliştirilmelidir. İşbirliğinin geliştirilmesine bölge hükümetlerinin rolü büyük olmakla birlikte, STK’ların, medyanın ve üniversitelerinde rolü son derece önem arzetmektedir. Oluşturulacak olan bölgesel işbirliği tüm katmanları ile birlikte bölgede yaşanan siyasi kriz ve sorunların çözümünede büyük katkı sağlayacaktır.

 

Copyright © 2019 Dünbalfed | Designed by Zafer Günay